Mimari Sözlük
Organik mimari
Organik mimari, yapının bulunduğu araziyle, iklimle ve kullanıcılarıyla uyum içinde, adeta oradan büyümüş gibi tasarlanması gerektiğini savunan bir yaklaşımdır. Terim en çok Frank Lloyd Wright ile anılır; şelalenin üstüne oturan Fallingwater evi bu anlayışın en bilinen örneklerinden biridir. Organik mimari her zaman kıvrımlı biçimler demek değildir; asıl vurgu parça ile bütün, bina ile çevre arasındaki uyumdadır.
Organik mimarinin ilkeleri
Bu yaklaşımda tasarım arazinin eğiminden, manzaradan, güneşten ve rüzgârdan başlar. Yerel taş, ahşap ve toprak gibi malzemeler doğal halleriyle kullanılır, iç ve dış mekân arasındaki sınır yumuşatılır. Plan, kullanıcıların günlük hayatına göre biçimlenir; mekânlar birbirine akar. Bazı mimarlar ise doğadaki büyüme süreçlerinden, kabuklardan ve hücre yapılarından ilham alarak serbest, akışkan formlara yönelmiştir. Her iki yorum da binayı çevresinden kopuk bir nesne olarak görmeyi reddeder. Bu yanıyla organik mimari, sürdürülebilir ve biyofilik tasarım anlayışlarının da öncülerinden sayılır.
Görselleştirmede organik mimari
Organik yapıların render’ında bina kadar arazi ve bitki örtüsü de önemlidir. Kayaların, ağaçların ve suyun doğru kurgulanması, yapının yere ait olduğu hissini verir. Mimaride organik tasarım üzerine düşünürken bu bütünlüğü görsele taşımak, sahneyi binadan önce manzarayla kurmakla başlar.
İlgili terimler