Mimari Sözlük
Kemer
Kemer, taş ya da tuğla gibi çekmeye zayıf ama basınca dayanıklı malzemelerle geniş açıklıkları geçmenin en eski ve en zarif yoludur. Kama biçimli taşlar bir eğri boyunca dizilir ve tepede kilit taşıyla tamamlanır. Yük, kemerin eğrisini izleyerek iki yandaki ayaklara iletilir. Bu sırada kemer yanlara doğru itme kuvveti de oluşturur; bu yüzden ayakların kalın olması ya da payandalarla desteklenmesi gerekir.
Kemer türleri
Roma mimarisi yarım daire kemeri su kemerlerinden zafer takılarına kadar yaygın olarak kullandı. Gotik mimaride sivri kemer, yükü daha dik indirerek yüksek ve ince yapıların önünü açtı. İslam ve Osmanlı mimarisinde sivri, at nalı ve basık kemerler; revaklarda, avlu çevrelerinde ve kubbeleri taşıyan sistemlerde karakteristik bir rol üstlendi. Kemerin yataydaki uzantısı tonoz, kendi ekseni etrafında döndürülmüş hali ise kubbedir.
Çağdaş mimaride kemer
Betonarme ve çelik, kemerin taşıyıcı zorunluluğunu ortadan kaldırdı; ancak kemer formu köprülerde, geniş açıklıklı çatılarda ve iç mekânda bir tasarım dili olarak kullanılmaya devam ediyor. Kemerli kapı ve niş, özellikle konut iç mekânlarında yumuşak ve sıcak bir etki yaratır.
Restorasyon ve rekonstrüksiyon projelerinde kemerlerin taş dizilimi, derzleri ve eğrinin geometrisi rölöveye sadık modellenmelidir; görselleştirmede yapının tarihî karakteri bu ayrıntılarla ortaya çıkar.